“Etkili konuşmak gerçekten öğrenilir mi?” sorusunu çok sık duyuyorum. Bu soruyu soranların büyük bir kısmı aslında konuşmak istiyor ama içten içe bunun kendileri için mümkün olup olmadığından emin değil. Bu soruyu soranların çoğu, aslında konuşmaları gereken anları erteleyen ama bunun nedenini tam olarak adlandıramayan kişiler oluyor. Çünkü etkili konuşma hâlâ çoğu kişi için doğuştan gelen bir yetenek gibi görülüyor. Bazı insanlar rahat konuşur, bazıları konuşamaz… Ve bu ayrımın değişmeyeceği düşünülür.
Oysa etkili konuşma, kelimeleri süslemek ya da sesi yükseltmekle ilgili değildir. Düşünceyi netleştirmek, anlatıyı kurmak ve karşındakiyle bağ kurabilmektir. Bu da doğuştan gelen bir özellikten çok, öğrenilen bir beceridir. Bu yazıda, etkili konuşmanın gerçekten öğrenilip öğrenilemeyeceğini ve neden çoğu kişinin bu süreci tek başına ilerletemediğini ele alacağım.
Etkili konuşmak bir yetenek değil, öğrenilebilir bir beceridir
Etkili konuşmanın doğuştan gelen bir yetenek olduğu düşüncesi, bu alandaki en büyük yanılgılardan biri. Çünkü biz genellikle sonucu görüyoruz: Rahat konuşan birini izliyoruz ve “onda var” diyoruz. Ama o sonucun arkasındaki süreci, öğrenilen adımları ve tekrarları görmüyoruz. Bu da etkili konuşmayı ulaşılması zor, hatta bazı insanlar için imkânsız bir beceri gibi algılamamıza neden oluyor.
Fakat etkili konuşma; düşünceyi yapılandırma, neyi ne zaman söyleyeceğini bilme, sesini ve bedenini farkında olarak kullanma gibi parçalardan oluşur. Bunların hiçbiri doğuştan gelen özellikler değildir. Nasıl ki yazmayı, araba kullanmayı ya da bir dili öğreniyorsak; etkili konuşma da aynı şekilde adım adım geliştirilen bir beceridir. Fark yaratan şey, kimin “daha yetenekli” olduğu değil, kimin doğru yöntemle çalıştığıdır.
Burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı nokta şudur: Etkili konuşma öğrenilir ama rastgele öğrenilmez. Ne üzerinde çalıştığını bilmeden yapılan tekrarlar, kişiyi ilerletmek yerine aynı yerde döndürür. Bu yüzden “denedim ama olmadı” diyen birçok insan aslında beceriyi değil, yanlış yolu denemiş olur.
Peki neden çoğu insan etkili konuşmayı öğrenemiyor?
Etkili konuşmanın öğrenilebilir olduğunu kabul etsek bile, ortada başka bir gerçek var: Çok az insan bu beceriyi gerçekten geliştirebiliyor. Bunun nedeni çoğu zaman isteksizlik ya da yetersizlik değil; nasıl öğrenileceğinin bilinmemesi. İnsanlar genellikle etkili konuşmayı, bilgi biriktirerek ya da başkalarını izleyerek kazanabileceklerini düşünüyor.
Kitaplar okunuyor, videolar izleniyor, notlar alınıyor… Ama konuşma anı geldiğinde her şey olduğu yerde kalıyor. Çünkü konuşma, yalnızca ne söyleyeceğini bilmekle ilgili bir beceri değil. O an bedende olanları, zihinden geçenleri ve dinleyiciyle kurulan ilişkiyi aynı anda yönetmeyi gerektiriyor. Bu da tek yönlü bir öğrenmeyle gelişmiyor.
Bir diğer önemli nokta da şu: İnsan kendi konuşmasını içeriden yaşar ama dışarıdan göremez. Nerede hızlandığını, nerede koptuğunu, hangi anda bağlantıyı kaybettiğini çoğu zaman fark edemez. Bu yüzden tek başına yapılan denemeler, çoğu kişiyi ilerletmek yerine aynı noktaya geri getirir. “Ben yapamıyorum” düşüncesi de tam burada yerleşir.
Aslında sorun etkili konuşmanın öğrenilememesi değil; öğrenme sürecinin yanlış kurgulanmasıdır. Bu noktada birlikte çalıştığım birçok kişide, aynı yanlış beklentilerin tekrar ettiğini görüyorum. Doğru geri bildirim ve yönlendirme olmadan ilerlemek, karanlıkta yol bulmaya çalışmaya benzer. Bir süre yürürsünüz ama nereye gittiğinizi bilemezsiniz.
Öneri içerik: Topluluk Önünde Konuşma Neden Bu Kadar Zor?
“Kendi kendime öğrenirim” düşüncesi nerede tıkanır?
Birçok kişi etkili konuşmayı kendi kendine geliştirebileceğini düşünür. Biraz pratik yapınca, zamanla alışılacağına inanılır. Ancak çoğu zaman yapılan şey, aynı alışkanlıkları tekrar etmekten öteye geçmez. Konuşma sırasında nerede koptuğunu, hangi anda dinleyiciyle bağın zayıfladığını ya da bedenin nasıl sinyal verdiğini fark etmek, tek başına oldukça zordur.
Etkili konuşma, sadece tekrar ederek değil; doğru geri bildirimle gelişir. Dışarıdan bir göz olmadığında kişi, neyi değiştirmesi gerektiğini göremez. Bu yüzden “çok denedim ama ilerleyemedim” diyenlerin büyük kısmı, aslında denemekten değil, yanlış şekilde denemekten yorulmuştur.
Etkili konuşma ne zaman ve nasıl gerçekten gelişir?
Etkili konuşma, kişi ne üzerinde çalıştığını net olarak gördüğünde gelişmeye başlar. Sorun yalnızca heyecan mı, anlatının dağılması mı, yoksa dinleyiciyle bağ kurulamaması mı? Bu ayrım yapılmadığında, yapılan her pratik genelleşir ve ilerleme hissi oluşmaz. Oysa küçük ama doğru müdahaleler, konuşma deneyimini çok kısa sürede değiştirebilir.
Bu noktada belirleyici olan şey, çalışmanın yapılandırılmış olmasıdır. Rastgele denemeler yerine, konuşma anını parçalara ayırarak ele almak; neyin işe yarayıp neyin yaramadığını net şekilde görmek gerekir. Etkili konuşma tam olarak burada öğrenilir: belirsizlik azaldığında ve kişi konuşma sırasında neyi yönettiğini fark ettiğinde.
Etkili konuşma öğrenilir mi? Evet ama rastgele değil!
Etkili konuşmak gerçekten öğrenilir. Ancak bu öğrenme, yalnızca daha çok denemekle ya da daha fazla bilgi tüketmekle gerçekleşmez. Kişinin kendi konuşma alışkanlıklarını fark etmesi, nerede zorlandığını net olarak görmesi ve buna göre çalışması gerekir. Aksi hâlde aynı noktada dönüp durmak kaçınılmaz olur.
Belki siz de konuşmanız gereken anları sürekli erteleyen, “biraz daha hazır olsam” diye düşünen ya da konuşurken kendini yeterince net ifade edemediğini hissedenlerdensiniz. Çoğu zaman sorun isteksizlik değil, nereden ve nasıl başlanacağını bilememektir. İşte bu noktada doğru bir çerçeve fark yaratır.
Eğer siz de konuşmanız gereken anlarda kendinizi geri çektiğinizi, bildiklerinizi istediğiniz gibi ifade edemediğinizi hissediyorsanız, bu süreci tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz ve bunu ertelemek zorunda da değilsiniz.
Etkili konuşma becerisini, size özel ve yapılandırılmış bir şekilde ele almak için birlikte çalışabiliriz.